ticarethane olarak işletildiği halde su aboneliklerinin mesken olarak yapılması nedeniyle eksik su bedeli tahsil edilmesi

Kamu İdaresi Türü : Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı : 2012
Dairesi : 6
Dosya No : 39760
Tutanak No : 40977
Tutanak Tarihi : 27.10.2015
Kararın Konusu : Sorumluluk ve Yargılama Usulleri ile İlgili Kararlar



Konu: Belediye Başkanı gelir konusunda sorumluluğu.

261 sayılı ilamın 9 uncu maddesiyle; Ticarethane olarak işletildiği halde su aboneliklerinin mesken olarak yapılması nedeniyle eksik su bedeli tahsil edilmesi sonucu ………… TL. kamu zararına neden olunduğu gerekçesiyle tazmin hükmü verilmiştir.

Temyiz dilekçesinde:

Ticarethane olarak işletildiği halde su aboneliklerini mesken olarak yapılması nedeniyle eksik su bedeli tahsil edilmesi sonucu ………… TL.'lik kamu zararına neden olunduğu,

Konu tamamen ilgili birimin sorumluluğunda olduğunu, bu husus da sözlü veya yazılı bir talimatının olmadığı gibi bir bilgisinin bulunmadığını, bu konuda ne görevliler, ne de Sayıştay Denetçisi tarafından bilgilendirilmediğini, savunmam da alınmadığı gerekçesiyle kararı temyiz ettiğini belirtmiştir.

Sayıştay Başsavcılığının karşılamasında:

“Dairesince, ticarethane olarak işletildiği halde su aboneliklerinin mesken olarak faturalandırılmaları nedeniyle eksik su bedeli tahsil edilmesi sonucu doğan kamu zararı tutarı için tazmin hükmolunduğu görülmektedir.

İlama dayanak teşkil eden yargı raporuna verilen savunmada, sorumlu tarafından; "su fatura aboneliklerinin gözden geçirilerek eksik faturalandırılan tutarların ilgililerden tahsil olunacağı" ifade edilmektedir. Yani sorumluca kabul gören kamu zararı mevcuttur.

Bu kez, ilgili tarafından; "konu tamamen birimin sorumluluğundadır. Bu hususta sözlü veya yazılı bir talimatım olmadığı gibi bir bilgim yoktur. Bu konuda ne görevliler ne de Sayıştay Denetçisi tarafından bilgilendirilmedim. Savunmam da alınmadı' yolunda değerlendirmelerde bulunularak, tazmin hükmünün kaldırılması talep edilmektedir.

Sorumlunun önceki beyanı ile savunmasının alınmadığı yönündeki son beyanı açık çelişkidir. Öte yandan, üst yöneticilik vasfı nedeniyle temyiz talebi kabul edilemez bulunmuştur. Yerinde olan Daire kararının korunmasının uygun olacağı düşüncesi ile arz olunur. “denilmiştir.

Belediye Başkanı sorumluluk konusunda itirazda bulunmuş kendisinden savunma alınmadığı ve bu konuda bir bilgilendirmenin yapılmadığını ifade etmiştir.

Rapor dosyası ve eki belgelerin incelenmesi sonucu; temyiz dilekçesinde belirtilenin aksine 12.08.2013 tarihinde sorgunun bizzat sorumluya tebliğ edildiğine ilişkin tebliğ alındısının bulunduğu görülmüştür. Fakat bu konuya ilişkin sadece muhasebe yetkilisinin savunma gönderdiği anlaşılmıştır.

Belediye Başkanının sorumluluk itirazına ilişkin olarak:

5018 Sayılı Kanunun üst yöneticinin sorumluluğunun yer aldığı 11’inci maddesinde, üst yöneticinin mahalli idarelerde meclisine karşı sorumlu olacağı belirtilmiştir. 5018 ve 6085 sayılı Kanunlarda, üst yöneticilerin münferiden veya diğer görevlilerle birlikte mali sorumluluğa ortak olacağına dair hiçbir hüküm bulunmamaktadır. Aşağıda açıklandığı üzere, üst yöneticinin yürürlükteki sistemin sağlıklı işleyişini temin zımnında önleyici tedbirleri de içeren ve mali sorumluluğa iştiraki tazammun etmeyen bir genel gözetim ve izleme sorumluluğu bulunmaktadır ki bu da sadece Belediye Meclisine karşı olan idari bir sorumluluktur.

5018 sayılı Kanunun "Amaç" başlıklı 1 inci maddesinde de ifade edildiği üzere, bu Kanun; esas olarak kalkınma planları ve programlarında yer alan politika ve hedefler doğrultusunda kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde elde edilmesi ve kullanılmasını, hesap verebilirliği ve mali saydamlığı sağlamak üzere, kamu mali yönetiminin yapısını ve işleyişini, kamu bütçelerinin hazırlanmasını, uygulanmasını, tüm mali işlemlerin muhasebeleştirilmesini, raporlanmasını ve mali kontrolü düzenlemeyi amaçlamaktadır. Bu kapsamda "Bakanların ve Üst Yöneticilerin Hesap Verme Sorumluluğu" başlıklı dördüncü bölümün 11 'inci maddesi üst yöneticilerin hesap verme sorumluluğunu,"

• İdarelerin stratejik planlarının ve bütçelerinin kalkınma planına, yıllık programlara, kurumun stratejik plan ve performans hedefleri ile hizmet gereklerine uygun olarak hazırlanması ve uygulanması,

• Sorumlulukları altındaki kaynakların etkili, ekonomik ve verimli şekilde elde edilmesi ve kullanımının sağlanması,

• Kayıp ve kötüye kullanımın önlenmesi,

• Mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinin gözetilmesi ve izlenmesi,

• Kanunda belirtilen görev ve sorumlulukların yerine getirilmesi olarak belirlemiştir,

Ayrıca bu sorumluluğun gereklerinin; Harcama yetkilileri, Mali hizmetler birimi, İç denetçiler, aracılığıyla yerine getirileceği hüküm altına alınmıştır.

5018 sayılı Kanun ile kamu yönetiminde oluşturulan yeni sistem çerçevesinde, kamu idarelerinin, mali yönetim ve kontrol sistemlerini, harcama birimlerini, muhasebe ve mali hizmetler ile ön mali kontrol ve iç denetim birimlerini oluşturmaları gerekmektedir.

5018 sayılı Kanunun 32 ve 33’üncü maddelerinde ve 14.06.2007 tarih ve 5189 sayılı Sayıştay Genel Kurulu Kararında mali sorumluların harcama yetkilisi ve gerçekleştirme görevlileri olduğu ifade edilmektedir. Ayrıca, 31 Aralık 2005 tarihli Resmi Gazete 'de yayımlanan Harcama Yetkilileri Hakkında da Genel Tebliğ'de harcama yetkililerinin kimler olacağı açıkça tanımlanmıştır. Üst yönetici, harcama yetkilileri arasında sayılmamıştır. Hatta Tebliğin 'Harcama Yetkisinin Birleştirilmesi' kısmında üst yönetici ve yardımcılarına harcama yetkisinin verilmesi yasaklanmıştır.

İç Kontrol ve Ön Mali Kontrole İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliğin 12'nci maddesinde "Harcama yetkilileri, yardımcıları veya hiyerarşik olarak kendisine en yakın üst kademe yöneticileri arasından bir veya daha fazla sayıda gerçekleştirme görevlisini ödeme emri belgesi düzenlemekle görevlendirir." ifadesi yer almaktadır. Bahse konu düzenlemeler dikkate alındığında harcama sürecinde yer alan personelin gerçekleştirme görevlileri ve harcama yetkilisi olduğu aşikârdır. Harcama surecinin hiç bir aşamasında yer almayan Üst Yöneticinin mali sorumluluğundan bahsedilemez.

Mülga 1050 sayılı Kanun, üst yöneticilere ilişkin bir hüküm içermemekte, "ita amiri" konumundaki yöneticilerin "Onaylayan" sıfatını haiz oldukları durumlarda sayman ve tahakkuk memurları ile birlikte sorumlu tutulabilecekleri bazı durumları düzenlemekteydi, Bu kapsamdaki yöneticiler, ihalelere onay vermekte, sözleşmeler imzalamakta ve bir giderin geçici ya da kesin olarak ödenmesi için saymanlara talimat verebilmekteydi. Bu görev ve yetkileri nedeniyle de Sayıştay tarafından sorumluluktan hükmedilebilmekteydi. 5018 sayılı Kanun ise mülga 1050 sayılı Kanundan farklı olarak, üst yöneticileri tümüyle harcama surecinin dışında tutmakta; bunlar için sorumluluk üstlenme uygulamasını bile öngörmemektedir.

14/06/2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararında geçen ve niteliği açıklanmayan "özel kanunlar" ibaresinden, bütçe mevzuatı, kamu ihale mevzuatı, personel mevzuatı ve benzeri mali mevzuatın kastedildiği düşünülmektedir. Üst yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin Kararın ise söz konusu mevzuatta üst yöneticilere harcamaya ilişkin görevler verildiği/verileceği varsayımına dayandırıldığı değerlendirilmektedir. Ancak 5018 sayılı Kanunun 81'inci maddesiyle, 1050 sayılı Kanunun ve diğer kanunların 5018 sayılı Kanuna aykırı hükümleri yürürlükten kaldırılmış bulunmaktadır. Bu nedenle diğer kanunlarda üst yöneticilere verilen görevlerin "harcama sürecine ilişkin görevler" şeklinde yorumlanması 5018 sayılı Kanuna aykırı olacaktır.

Hem 5216 sayılı Kanunun 18 inci hem de 5393 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin (f) işaretli bendi ile belediye başkanlarına verilen görevlerden biri de; belediyenin gelir ve alacaklarını takip ve tahsil etmektir. Bu bağlamda, Belediye başkanları belediye idaresinin başı ve üst yöneticisi olarak belediyenin hem gelirlerini hem de giderlerini mevzuat hükümlerine göre tarh tahakkuk, tahsil edilmesinden ve hak sahiplerine zamanında ödenmesinden mali yönden değil idari yönden sorumlu tutulmuşlardır.

Nitekim Sayıştay Genel Kurulu’nun 4122/1 ve 4123/1 sayılı kararlarında da ita amiri (üst yönetici) nin sadece gözetim yükümlülüğü bulunduğunu dolayısıyla mali sorumluluğunun olmadığına karar verilmiştir.

Anayasa'nın 160' ncı maddesi "sorumluların" belirlenmesi hususunu Kanunlara bırakmış olmasına rağmen, hesap yargısında kişinin mali sorumluluğu gibi hayati önemi haiz bir konuda üst yöneticinin ne şekilde sorumlu tutulacağı, gerek 832 sayılı Sayıştay Kanunu, gerekse 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu'nda düzenlenmemiştir. 5018 sayılı Kanunun üst yöneticilerin sorumluluğuna ilişkin 11'inci maddesinin madde gerekçesinde, "Mali yönetim ve kontrol sisteminin işleyişinde kendilerine önemli bir rol verilen üst yöneticilerin sistemde rolü tanımlanmış, sorumluluklarının kapsamı belirlenmiştir ..." ifadesine yer verilmekte, üst yöneticinin mali sorumluluğuna ilişkin herhangi bir açıklama bulunmamaktadır.

Sayıştay'ca yapılan incelemeler sonucunda bir kamu zararı tespit edildiğinde ve kamu kaynağının verimli, etkin ve ekonomik kullanılmadığı saptandığında, 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu çerçevesinde sorumlu tutulacak görevli ve yetkililerin belirlenmesi hususundaki tereddüdün giderilmesine yönelik olarak alınan 14/06/2007 tarih ve 5189/1 sayılı Sayıştay Genel Kurul Kararının "III-Sorumlular" başlığı altında, üst yöneticinin Belediye Meclisine karşı sorumlu olduğu ancak özel kanunlardan doğan Sayıştay'a karşı mali sorumlulukları olabileceği gibi, münferit bir olayda da sorumlu tutulabileceğinden bahsedilmiş olup bu meselenin Sayıştay yargısı sırasında hükme bağlanacağı vurgulanmıştır.

Sayıştay Genel Kurulunun yukarıda değinilen kararında üst yöneticilerin sadece özel kanunlardan ve münferit olaylardan dolayı sorumlu tutulabileceklerine hükmedildiği halde, Raporda herhangi bir özel kanun hükmüne atıf yapılmaksızın Belediye Başkanına sorumluluk tevcih edilerek 5018 sayılı Kanunun mali sorumluluğu içermeyen genel sorumluluk maddelerine dayalı hüküm kurulmaktadır. Bu nedenle Belediye Başkanına yüklenen sorumluluk 5018 sayılı Kanun hükümlerine ve söz konusu Sayıştay Genel Kurul Kararına aykırıdır.

Yukarıda açıklanan gerekçelerle, ticarethane olarak işletildiği halde su aboneliklerinin mesken olarak yapılması nedeniyle eksik su bedeli tahsil edilmesi konusunda Belediye Başkanının sorumlu olmaması gerektiği anlaşılmıştır.

Bu itibarla, 6.Daire tarafından 261 sayılı ilamın 9 uncu maddesine ilişkin verilen tazmin hükmünün sorumluluk yönünden bozularak daireye gönderilmesine, oybirliğiyle,